Afitoys Online oyuncak mağazamızı ziyaret ettiniz mi? Siteyi ziyaret et

Pedogist AI
✎ Yazıyor...

Annelik: Bitmeyen Mesai

Annelik: Bitmeyen Mesai
08.03.2026
Pedogist

Sabah 6'da başlar. Belki daha erken. Çocuk ağlamadan önce gözler açılır zaten — bir his, bir refleks. Beyin henüz uyanmamışken eller zaten hareket ediyor: biberon, bez, kahvaltı. Gün başlamadan yorgunluk çoktan yerleşmiş oluyor içine.

Kahvaltı, okul hazırlığı, iş, toplantılar, market, akşam yemeği, ödev, uyku rutini... Ve gece yatağa uzandığında aklın hâlâ "yarın ne yapacağım"ı hesaplıyor. Bazen gözler kapanırken bile liste uzuyor kafanda. Bir şeyi unuttun mu? Çocuğun ilacını aldın mı? Yarın öğretmenle görüşmen var mıydı?

Annelik böyle bir şey. Mesai bitmiyor.

Fransa'da yaşayan Türk anneler için bu yük çoğu zaman iki kat ağır hissettiriyor.

Bir yanda Fransız okul sistemi var: farklı bir müfredat, farklı bir dil, farklı beklentiler. Veli toplantılarında herkes akıcı Fransızca konuşurken sen hem anlamaya hem not almaya hem de "yüzüme bakıyorlar mı" diye düşünmeye çalışıyorsun. Bürokratik işler, sigorta formları, okul kayıtları... Hepsini yabancı bir dilde, yabancı bir sistemde halletmek zorunda hissediyorsun kendini.

Öte yanda Türk kültürünün "iyi anne" kalıbı var. Fedakâr ol. Şikâyet etme. Çocuğun her şeyden önce gelsin. Kendin için zaman ayırırsan bencil misin? Bu iki dünya arasında sıkışmak — ne tam Fransız sisteme adapte olabilmek ne de geride bıraktığın destek ağına ulaşabilmek — sessiz ama derin bir yorgunluk yaratıyor.

Üstelik yurt dışında çoğu zaman anneanneler, teyzeler, komşular yok. O "köy" yok. Çocuğu bir saatliğine bırakabileceğin, "ben çok yoruldum" diyebileceğin, seni tanıyan biri yok yanı başında. Yardım istemek için uzanacak el uzakta, WhatsApp'ın diğer ucunda. Ve ekran başında "iyiyim" yazarken içinden ağlamak istiyor insan bazen.

Peki bu kadar yorgunluk normal mi?

Evet. Ve aynı zamanda taşınması gerekmiyor.

Sürekli gergin hissetmek, küçük şeylere aşırı tepki vermek, kendinle ilgili suçluluk duymak, sabah kalkmak için kendini zorlamak — bunlar zayıflık değil. Bunlar, çok uzun süredir çok fazla şeyi tek başına taşımanın belirtileri. Psikolojide buna "annelik tükenmişliği" deniyor ve araştırmalar bu durumun özellikle sosyal destek ağı zayıf olan annelerde çok daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.

Yani hissettiğin şeyin bir adı var. Ve bu adı bilmek, ilk adımı atmayı kolaylaştırıyor.

"Ama ben iyi bir anneysem neden bu kadar yoruluyorum?"

Bu soruyu soran her anneye şunu söylemek isteriz: tam da bu soruyu sorman, ne kadar özenli biri olduğunu gösteriyor. İyi anneler de yorulur. İyi anneler de bazen bağırır, bazen ağlar, bazen sadece tuvalette beş dakika yalnız kalmak ister. Bu seni kötü biri yapmıyor. Aksine, çok şey hisseden, çok şey taşıyan, gerçek bir insan olduğunu gösteriyor.

Annelik bir kimlik değil, bir rol. Ve her rol, zaman zaman dinlenmeyi hak eder.

Yardım almak anneliği küçümsemez.

Aksine, bilinçli bir seçimdir. Bir psikologla konuşmak; duygularını yargılanmadan dökmek, kafandaki karmaşayı birlikte çözmek, kendine nasıl bakacağını yeniden keşfetmek demek. "İyi anneyim" ile "kendime de bakıyorum" cümleleri aynı anda kurulabilir. Birbirini iptal etmez, aksine birbirini güçlendirir.

Fransa'da yaşıyor olman, Türkçe destek almanın önünde engel değil. Online terapi tam da bunun için var — dilini konuşan, kültürünü anlayan, senin dünyandan haberdar bir psikologla, istediğin yerden bağlanabilirsin. Evin sessizliğinde, çocuklar uyuduktan sonra, ya da öğle arasında arabanın içinde bile.

Çünkü dinlenmiş bir anne, her şeyi daha iyi taşır. Ve bunu hak ediyorsun.

WhatsApp